Bikem Akten Yalın klinik araştırmaları değerlendirdi
Bikem Akten Yalın, sağlık verilerini incelediği yazı dizisiyle Türkiye'nin klinik araştırmalardaki konumuna ve ilaç erişimindeki sorunlara dikkat çekti.
Akademi ve ilaç sektöründeki kariyerinin ardından sağlık verilerini mercek altına alan Bikem Akten Yalın, başlattığı "İkinci Okuma" adlı yazı dizisiyle klinik araştırma sonuçlarını ve Türkiye'nin bu alandaki yerini analiz ediyor. Yalın, sağlık haberlerindeki abartılı söylemlerin ötesine geçerek, verilerin arkasındaki eksiklikleri ve hastaların ilaç erişiminde yaşadığı güçlükleri sorgulayıcı bir bakış açısıyla ele alıyor.
Medyascope'de yayınlanan habere göre, Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde sinir bilimi alanında doktorasını tamamlayan ve ardından ilaç geliştirme süreçlerinde on dört yıl görev yapan Yalın, klinik verilerin basın bültenlerinde ve hekim pratiklerinde farklı şekillerde sunulmasına dikkat çekti. Yalın, bir veriyi ikinci kez okumanın, ilk bakışta kaçan kritik detayları ortaya çıkardığını vurgulayarak, özellikle meme kanseri ilaçlarındaki erişim sorunlarına işaret etti. Türkiye'nin dünya hastalık yükünün yüzde 1'ini taşımasına rağmen Faz 3 çalışmalarına beklenenin beş katı hasta sağladığını belirten Yalın, buna karşın onaylı 31 ilaçtan 12'sinin bedelinin karşılanmadığını ve bazı ilaçların Türkiye'ye hiç ulaşmadığını ifade etti.
Okuyucu geri bildirimlerinin, ülke geneli ortalamaların gizlediği kurumsal eşitsizlikleri gün yüzüne çıkardığını belirten Yalın, çok uluslu çalışmalarda Türkiye'deki klinik araştırma merkezlerinin yaklaşık üçte ikisinin kamu üniversite hastanelerinde bulunduğunu aktardı. Hacettepe ve Ege üniversitelerinin tek başına bu çalışmaların neredeyse dörtte birinde yer aldığını, buna karşın son yıllarda yapılan en büyük kamu yatırımlarından şehir hastanelerinin klinik araştırma merkezlerinin yalnızca yüzde 8'ini oluşturduğunu dile getirdi. Yalın, kan kanseri gibi güçlü olunan alanlarda bile şehir hastanelerinin payının yüzde 3'te kaldığını, bu durumun yükün bir avuç kurumun omuzlarında kaldığını gösterdiğini kaydetti.
Yalın, dijital çağda bilgiye şüpheci yaklaşmanın önemine değinerek, yapay zekâyı literatür taraması ve analiz süreçlerinde aktif olarak kullandığını belirtti. Bilim yazarlığının okura doğru soruları sormayı öğretmesi gerektiğini savunan Yalın, grafik ve tabloların karmaşık verileri anlaşılır kılmada etkili bir araç olduğunu vurguladı. Yalın, sosyal medyadaki yüzeysel söylemlere karşı, hastanın günlük yaşam kalitesi ve ilacın maliyet-fayda dengesi gibi kriterlerin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
TürkAta Haber Ajansı